Yazar adı gereklidir!

Göster Şifre gereklidir!

Şifreni mi unuttun?

Yazar adı gereklidir!

E-posta gereklidir!

Göster Parola gereklidir!

5 + 10 =

Şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdan kayıt olduğunuz e-posta adresinizi girin ve şifrenizi sıfırlayın.

E-posta gereklidir!

Girişe Dön

Kapat

basın özgürlüğü

Epey bir müddettir, bazı meslek erbabı, medyada baskı meselesini işliyor. Kimisine göre, bugünün Türkiye’si, sansür ve baskı bakımından Şeflik döneminden
bile çok daha ötede.. Acaba gerçek durum nedir İsterseniz geçmişe küçük bir gezinti yapalım. Ve bırakın Milli Şef’in kendisini, aile efradının dahi İstanbul’a
gelişini, ilk sayfasında mutena bir yerden vermeyen gazetelerin, matbuat umum müdürü tarafından, telefonla ve bin türlü hakaretle kapatıldığı dönemin gazeteciliğine
kısaca bakalım…
Bedii Faik’in, 56 yıllık dönemi (1945-2001), “Matbuat, Basın derken… Medya” başlığı altında topladığı anılarından yalnızca bir kesit aktarıyorum: 40’lı
yıllardaki gazeteciliğin, en cılız bölümü Ankara muhabirliğidir. İlk bakışta garip görünür. Bir başkent haberciliğinin cılız olmasındaki tuhaflık hemen
göze batar ama, böyledir Başka türlü olmasına da imkân yoktu ki.. Tek parti Ankara’sı, şifreli çelik bir kasa gibiydi… Vali Tandoğan’ın izin verdiği
kadarı dışarı taşabilirdi
Tek Parti Ankara’sında, bavullarınızı kilitli olarak otel odalarında bırakamazdınız. Daha doğrusu, bırakmamanız akıl kârı idi. Çünkü polis onları nasıl
olsa usulca açacak ve arayacaktır Hele Ankara Palas’ta veya Belvü’de kalıyorsanız..
Ankara’ya gelmeleri yasaklı insanlar bile vardı. Bunların içinde eski milletvekilleri, iş adamları ve tabii bazı sabıkalılar bulunur. Aslında hiçbir kanun
hükmüne dayanmaz bu Ama pekâlâ uygulanır. Böylelerinden herhangi birinin, Ankara Garından otele gelmelerinden bir iki saat sonra, patırtısız gürültüsüz,
usulca otellerinden alınıp, akşama yani tren vaktine kadar uygun bir yerde tutularak, gene usulca trene konup Ankara’dan uzaklaştırılmasında, emniyet teşkilatımız
öyle ustalık kazanmıştır ki, bu sevki, ancak usta otel yöneticileri veya deneyimli Ankara yolcuları fark edebilir.. Ankara’nın endam aynası sayılan bazı
caddelerinden pejmürde insan, tulumlu işçi, şalvarlı köylünün de geçirilmediğini daha önce söylemiştim…
Böyle bir Ankara’da gazete haberciliği nasıl ve ne kadar olabilir Kestirmek artık pek zor olmasa gerek..”(Bedii Faik, Anılar, Doğan Kitap, 1. Cilt Shf.
219 vd.)
İsmail Kapan TÜRKİYE GAZETESİ 31.01.2012

yumurtaaa

Yumurta hiçbir zaman sarısıyla beyazıyla tehlikeli değildir. Sarısında da omega 3, omega 6 vardır. Protein bakımından en zengin besindir. En doğal ve en ucuz protein, yumurtadadır. Taze yumurta tercih edilir. Eski yumurta haşlandığında daha çabuk soyulur. Yumurta çok kavrulduğu zaman trans yağlar meydana gelir. Çok haşladığımız zaman da sarının etrafında yeşil bir şey olur. İşte o artık yumurta değil. O sarı tehlikelidir.
Bugün bütün atletlere, bütün sporculara, gençlere vücut yapabilsinler diye yalnız yumurtanın beyazı verilmektedir. Çok tehlikelidir. Yumurtanın sarısıyla birlikte yağ girmezse, o proteinin vücuda zararı var. Protein tozu çok tehlikelidir. Protein, yağ ile birlikte vücuda girdiği zaman, vücutta kullanımını o yağ hızlandırıyor. Çok daha güçlendiriyor. Trans yağlar vücudu geliştiriyor diye spor salonlarında sunuluyor. Protein tozu adaleyi büyütüyor. Kalp de bir adale. Kalbi de büyütüyor. Onun için de kalp krizi geçiriyor genç yaşta sporcularımız.

sivascu fen fakültesi tanıtım

   Fakültemiz 9 Şubat 1974 tarih ve 1788 sayılı kanun (Cumhuriyet Üniversitesi Kuruluş Kanunu) ile kurulmuştur. Resmî gazetenin 14794. sayısında yayımlanarak
yürürlüğe giren söz konusu kanun metnindeki ilgili maddeler şunlardır: “Merkezi Sivas’ta olmak üzere ‘Cumhuriyet Üniversitesi’ adıyla özerk ve tüzel kişiliği
haiz bir üniversite kurulmuştur. Cumhuriyet Üniversitesinde, Devlet Planlama Teşkilatının görüşü alınarak, Tıp Fakültesiyle, Fen ve Sosyal Bilimler Fakültesi
olmak üzere iki fakülte kurulmuştur”. 
Hacettepe Üniversitesi bünyesinde akademik kadrolarını geliştiren fakültemiz, 1982 yılında Fransız Dili ve Edebiyatı, Sosyoloji, Biyoloji ve Kimya bölümlerine
öğrenci alarak  eğitim-öğretime başlamıştır. Bu arada fakültemizin adı “Fen-Edebiyat Fakültesi” biçiminde değiştirilmiştir.
2010 yılına gelindiğinde fakültemizdeki bölüm sayısı 21’e, öğrencisi olan bölüm sayısı 17’ye, lisans düzeyinde öğrencisi olan program sayısı 28’e, lisansüstü
düzeyde açık program sayısı 21’e ulaşmıştır. Farklı temel bilim alanları olan fen ve sosyal bilimler alanlarında eğitim-öğretim vermekte olan fakültemiz,
başvurumuz üzerine, 01.06.2010 tarih ve 2010/524 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile ikiye ayrılmıştır. Resmî gazetenin 30 Haziran 2010 günlü ve 27627 sayılı
nüshasındaki söz konusu karar metni şöyledir:
“Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde yer alan Fen-Edebiyat Fakültesinin adının Edebiyat Fakültesi olarak değiştirilmesi ve adı geçen Rektörlüğe
bağlı olarak Fen Fakültesi kurulması; Millî Eğitim Bakanlığının 11/5/2010 tarihli ve 7929 sayılı yazısı üzerine, 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Kanunun
ek 30uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 1/6/2010 tarihinde kararlaştırılmıştır.”  
Sağlıklı büyümeyi hedefleyen fakültemiz; her geçen gün bilimsel faliyetlerini artırmakta, akademik kadrolarını geliştirmekte ve yeni bölümler açarak daha
fazla öğrenciye kaliteli hizmet verme amacındadır.

küçükken hiç okuldan ya da evden kaçtınız mı

Küçükken hiç okuldan ya da evden kaçtınız mı
arkadaşlar var mı böyle bir vukuatınız

firavunun çürümeyen cesedi

Mısır Firavunlarından birinin bozulmamış cesedi Londra’daki British Museum’da teşhir edilmektedir. 3.000 seneden fazla bir zaman önce ölen bu Firavun’un
cesedi, mumyalanmış olarak değil, ibret-i âlem için mumyasız olarak çürümeden korunmuştur. Tam bir ibret vesikası olarak vücudu hiç bozulmamış, etleri
çürümemiş ve tüyleri dahi dökülmemiş şekilde ve secde eder vaziyette bulunmuştur. Çünkü Firavun ölürken secdeye kapanmıştı. Kur’ân-ı kerîmde buyuruluyor
ki:
“İsrailoğullarını denizi yararak geçirdik. Firavun ve askerleri zulmetmek ve saldırmak üzere onları [yarılan denizde] takip etti. Firavun denizde boğulurken,
“İsrailoğullarının inandığından başka ilâh olmadığına iman ettim, ben de Müslüman oldum.” dedi. Ona, “Şimdi mi inandın, daha önce isyan eden bir bozguncu
idin.” dendi. [Denizde boğulan Firavun’a Allahü teâlâ buyurdu ki:] Senden sonrakilere bir ibret teşkil etmesi için, bugün senin [denizdeki] cesedini [çürütmeden]
çıkarıp [sahile] atacağız. Buna rağmen insanların çoğu âyetlerimizden gafildir.” [Yunus sûresi: 90-92. âyet]
Mûsâ aleyhisselâm, Firavun’u dine davet etti. Firavun kabul etmedi. Yanındaki vezîri Haman’a sordu. O da; “Mûsâ, büyük sihirbazdır. Bizi aldatıp, ülkemizi
elimizden almak istiyor.” dedi. Böylece Firavun’un imana gelmesine mâni oldu ve iman eden hanımı Asiye’nin de şehit olmasına sebep oldu. Firavun, Mûsâ
aleyhisselâmın mûcizelerini görünce korktu. Mûsâ aleyhisselâm ile ona inananların Mısır’dan gitmesine izin verdi. Sonra Firavun verdiği bu izne pişman
oldu. Askerlerle peşle-rine düştü. Denizde yollar meydana geldi. Mûsâ aleyhisselâm da, İsrailoğulları ile birlikte denize girdi. Kızıldeniz’in Süveyş kısmına
gelince, denizdeki yollar kapanıp, Firavun’un askerleri boğulmaya başladı, Firavun da aynı âkıbete uğrarken, hemen secdeye kapanıp, iman ettim dediyse
de, boğularak askerleri ile birlikte öldü.
Firavun’un cansız cesedi asırlarca denizde kalmasına rağmen, Allahü teâlânın kudreti ile çürümedi. Âyette de bildirildiği gibi, cesedi 3.000 sene sonra
sahile atıldı. Burada (K›z›ldeniz’in kenar›ndaki Cebelein mevkiinde kumlar arasında) bulunup İngiltere’ye götürüldü.
Mehmet Ali Demirbaş TÜRKİYE GAZETESİ

tolstoydan 19 madde

Rus Edebiyatı’nın Yazarlarından Tolstoy’dan, 19 tespitinin özeti şöyledir:
*.*Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir. Bilmelisin ki küçümsediğin her şey için gün gelir, değer verdiğin bir bedel ödersin.
*.*Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, yahut yaşamadım diye ağlamayacaksın.
*.*Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
*.*İnsanoğlunun değeri bir kesirle ifade edilecek olursa; payı gerçek kişiliğini gösterir, paydası da kendisini ne zannettiğini. Payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür.
*.*Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini. Bunun için ikisini de harcayın
*.*İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir.
*.*Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama, hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez.
*.*Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
*.*Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu da hiçbir şey kaybettirmez.
*.*Ne diye şeytana kızarsın Bir iyilik yap da, o sana kızsın.
*.*Bil ki, yaşadıklarınla değil yaşattıklarınla anılırsın. Ve Unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın.
*.*Bir kadının başına gelenler, sevdiği adamın ihânetiyle, sevmediği adamın sadakati arasında değişir.
*.*Bir insanı, bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
*.*Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir.
*.*En güçlü iki savaşçı sabır ve zamandır.
*.*Mutluluğu ihtiraslarda değil kendi yüreğinizde arayın Mutluluğun kaynağı dışımızda değil içimizdedir.
*.*Bir insan acı duyarsa canlıdır. Başkasının acısını duyarsa insandır.
*.*Hayat bizi resmen dört işlemle sınar; gerçeklerle çarpar, ayrılıklarla böler, insanlıktan çıkarır ve sonunda topla kendini der.
*.*İnsanın gerçek gücü sıçrayışta değil, sarsılmaz duruşundadır.

türkiye birincisi sivas cumhuriyet üniversitesindeen

Arkadaşlar haberi okumuşsunuzdur ama duymayanlar vardır yorumları alalım:
Üniversitemiz öğrencisi Çağatay Suvay, Dünya Hava Sporları Federasyonu takviminde yer alan CAT-2 onaylı İsmail Sarıoğlu Türkiye Millî Model Uçak Serbest Uçuş Şampiyonası’nda F1A kategorisinde Türkiye birincisi oldu.
Öğrencimizin Türkiye Millî Model Uçak Serbest Uçuş Şampiyonası’nda yarışmasında elde ettiği başarının kendilerini çok mutlu ettiğini belirten Rektörümüz Prof. Dr. Yıldız, başarılı sporcu Suvay’ı tebrik ederek başarılarının devamını diledi.
Rektörlük olarak Çağatay Suvay’a her türlü desteğin verileceğini belirten Yıldız, “Çağatay’ın daha önceden de zaten başarıları vardı. Bu birincilikle birlikte başarısının devamlı olduğunu bizlere göstermiş oldu. Ankara’dan sonra Sivas’a ilk gelen zafer kupası oldu. İnşallah bizim çalışma gruplarına katarız. Orada daha güzel işler yapar. Biz Yunus Hocamız ile görüşüp çalışma grubuna göndereceğiz. Sürekli bu işlerle uğraşacak. Biz her zaman bu konuda destek vereceğiz. Yeter ki çalışmalar olsun. Bizim de bir katkımız olursa mutlu oluruz. Allah hayırlı uğurlu etsin. Nice başarılara.” dedi.
Türkiye birinciliği ile dönen İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) İşletme Bölümü öğrencimiz Suvay, “Yaklaşık 5 yıldır model uçak sporuyla ilgileniyorum. 2019 yılı İsmail Sarıoğlu Türkiye Millî Model Uçak Serbest Uçuş Şampiyonası’nda F1A kategorisinde Türkiye birincisi oldum. F1H Millî takımına seçildim. Bu ayın sonunda Türkiye adına Makedonya’da yarışacağım. Rektörüme desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

üniversiteden memnun musunuz

Üniversiteden memnun musunuz eleştrilerinizi yorumlarınızı alalım arkadaşlar

rektörümüz alim yıldız’ın programını izleyen varmı

Arkadaşlar geçen gün 25 eylül'de rektörümüz Alim Yıldız SRT'de canlı yayına katıldı duyanlarınız vardır Laf Lafı Açıyor programına katıldı izleyenler var mı, yorumları bekliyorum.

hayvan besliyor musunuz

Hayvan besliyor musunuz
ne besliyorsunuz bakımı zor oluyormu geyik yapmaya varmısınız

Daha fazla başlık!
sivascusozluk